Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan

H O S P A
banner img

Gül hastalığı (Rozacea)

Gül hastalığı Gülsüm Gençoğlan

Gül Hastalığı (Rozacea): Yüzde Kızarıklığın Ötesinde Kronik Bir Cilt Hassasiyeti

Gül hastalığı (rozacea), yüzde tekrarlayan kızarıklık, yanma hissi, kılcal damar genişlemeleri ve zaman zaman akne benzeri kabarıklıklarla seyreden kronik bir cilt hastalığıdır. Dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen bu durum, özellikle açık tenli bireylerde daha sık görülür ve çoğu zaman mevsim değişiklikleri, stres, sıcak-soğuk temas veya bazı gıdalarla tetiklenir.

Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, rozaceayı “cilt bariyerinin hassaslaştığı, damar yapısının aşırı tepki verdiği ve yaşam kalitesini belirgin şekilde etkileyen uzun soluklu bir durum” olarak tanımlar. Dolayısıyla tedavi yalnızca semptomları bastırmak değil, ciltteki bu hassas yapıyı anlayıp uzun vadeli bir kontrol programıyla yönetmektir.

Gül Hastalığı Neden Ortaya Çıkar?

Rozaceanın kesin nedeni hâlâ araştırılmakla birlikte, son yıllardaki bilimsel yayınlar hastalığın ortaya çıkışında dört ana faktörün rol oynadığını göstermektedir:

1. Genetik yatkınlık

Aile bireylerinde rozacea öyküsü bulunan kişilerde hastalığın görülme olasılığı artar.

2. Damar duyarlılığı

Yüz bölgesindeki damarların normalden kolay genişlemesi, kızarıklığın temel mekanizmasını oluşturur. Sıcak duş, güneş, baharatlı yiyecekler gibi tetikleyiciler damarları genişletir ve yüzün ani kızarmasına neden olur.

3. Bağışıklık sistemi hassasiyeti

Ciltte “Demodex” adı verilen akarların artışı, bazı rozacea alt tiplerinde iltihaplanmayı tetikleyebilir. Bu, güncel dermatolojik araştırmalarda önemli bir faktör olarak kabul edilmektedir.

4. Cilt bariyer bozukluğu

Bariyerin zayıflaması, cildin irritanlara ve çevresel faktörlere aşırı reaksiyon vermesine yol açar.

Bu nedenle rozacea; damar, bağışıklık ve bariyer etkileşiminin bir yansıması olarak değerlendirilir.

 

Belirtileri Nasıl Anlaşılır?

Gül hastalığının belirtileri kişiye göre farklılık gösterebilir, ancak en sık görülen tablo yüzde tekrarlayan kızarıklık ve yanma hissidir.
Ayrıca:

  • Burun ve yanaklarda kalıcı kızarıklık

  • İnce kılcal damarların görünür hale gelmesi

  • Akneye benzeyen iltihaplı kabarıklıklar

  • Sıcaklık değişimlerinde ani yüz kızarması

  • Hassasiyet, batma veya karıncalanma hissi

  • Gözlerde kuruluk ve kızarıklık (oküler rozacea)

gözlenebilir.

Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, özellikle akneyle karıştırılan rozacea alt tiplerinde doğru tanının tedavide belirleyici olduğunu vurgular.

 

Rozaceanın Alt Tipleri

Tıbbi literatürde gül hastalığı dört ana alt tipe ayrılır:

  • Eritemli-telenjiektazik tip: Kalıcı kızarıklık ve damar belirginliği

  • Papülopüstüler tip: Akne benzeri kabarık ve iltihaplı lezyonlar

  • Fimatöz tip: Burunda kalınlaşma ve doku artışı (rhinophyma)

  • Oküler tip: Göz kızarıklığı, yanma, ışığa hassasiyet

Her bir alt tip farklı tedaviler gerektirdiği için detaylı dermatolojik değerlendirme önemlidir.

 

Tanı Nasıl Konur?

Gül hastalığında tanı, çoğunlukla klinik bulguların değerlendirilmesi ile konur.
Dermoskopi, cilt altındaki damarların yapısını görmek ve akne/rozacea ayrımını netleştirmek için önemli bir araçtır.

Gerekli durumlarda:

  • Cilt biyopsisi

  • Göz muayenesi (oküler rozacea şüphesi)

  • Demodex yoğunluğunu değerlendiren testler

uygulanabilir.

Rozacea Nasıl Tedavi Edilir?

Gül hastalığı tamamen ortadan kaldırılmasa da doğru tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle büyük oranda kontrol altına alınabilir.

Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, tedaviyi üç temel başlıkta ele alır:

1. Alevlenmeyi azaltan medikal tedaviler

  • Topikal antiinflamatuvar kremler

  • Gül hastalığına özel metronidazol, ivermektin veya azelaik asit türevleri

  • Gerekirse ağızdan antibiyotikler (düşük doz, antiinflamatuvar etki için)

2. Kızarıklık ve damar görünürlüğünü azaltan lazer tedavileri

Özellikle VBeam, Nd:YAG ve BBL lazerler, yüz kızarıklığında başarılı sonuçlar sunar.
Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, rozacea tedavisinde enerjili sistemleri kişiye özel parametrelerle uygulayarak hem kızarıklığı hem damar görünümünü belirgin şekilde hafifletir.

3. Cilt bariyerini güçlendiren bakım protokolleri

  • Hassas ciltlere özel dermokozmetik ürünler

  • Parfümsüz, alkolsüz temizleyiciler

  • Nem bariyeri onarıcı kremler

  • Düzenli güneş koruyucu kullanımı

Bu tedavilerin kombinasyonu hastalığın kontrolünde en etkili yaklaşımdır.

Hastalığı Tetikleyen Faktörler

Bilimsel çalışmalar, rozacea ataklarının %80’inin dış tetikleyicilerle ortaya çıktığını gösterir.
En sık tetikleyiciler:

  • Güneş ışığı

  • Sıcak içecekler, baharatlı yiyecekler

  • Sıcak-soğuk hava geçişleri

  • Alkol

  • Stres

  • Sauna, buhar banyosu

  • Uygun olmayan kozmetikler

Hastanın kendi tetikleyicilerini fark etmesi, tedavinin başarısını doğrudan etkiler.

Rozacea Yönetilebilir Bir Hastalıktır

Gül hastalığı hem estetik hem de duygusal açıdan kişiyi zorlayabilen uzun soluklu bir durumdur. Ancak erken tanı, kişiye özel medikal tedaviler ve modern lazer teknolojileri sayesinde rozacea büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.
Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, rozacea hastalarına hem tıbbi hem de bakım odaklı bütüncül bir yaklaşım sunarak kızarıklık ve hassasiyetin belirgin şekilde azalmasını hedefler.

“Rozacea belirtileri yaşıyor ve yüzünüzde sürekli kızarıklık, yanma ya da hassasiyet fark ediyorsanız; Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan’a iletişim bilgilerinden ulaşarak detaylı değerlendirme ve kişiye özel gül hastalığı tedavi seçenekleri hakkında bilgi alabilirsiniz.”