Formu doğru ve eksiksiz bir şekilde doldurarak bizimle iletişime geçebilir, online randevu oluşturabilirsiniz*
Atopik dermatit; cilt bariyerinin zayıflaması, bağışıklık sisteminin aşırı duyarlılığı ve çevresel etkenlerin birleşimiyle ortaya çıkan, kaşıntı ve tekrarlayan egzama ataklarıyla seyreden kronik bir cilt hastalığıdır.
En sık çocukluk döneminde görülse de, erişkin yaşa kadar devam eden veya ilk kez yetişkinlik döneminde ortaya çıkan vakalar da oldukça yaygındır.
Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, atopik dermatiti “doğuştan gelen cilt bariyeri hassasiyetinin, yaşam boyu doğru yönetilmesi gereken bir enflamatuvar süreç” olarak tanımlar. Bu nedenle tedavi yalnızca egzama dönemlerinin bastırılmasından ibaret değildir; cildin biyolojik yapısını anlayıp uzun vadeli bakım protokolü oluşturmayı gerektirir.
Güncel dermatoloji literatürü atopik dermatitin üç temel mekanizma ile geliştiğini göstermektedir:
Atopik dermatitte cilt, “filaggrin” adı verilen bir proteini yeterince üretemeyebilir. Bu da cildin nemini tutmasını zorlaştırır ve çevresel irritanların içeri daha kolay nüfuz etmesine yol açar. Cilt kurur, çatlar ve egzama için uygun zemin oluşur.
Cilt, normalde zararsız olan maddelere karşı bile güçlü bir enflamatuvar reaksiyon verir. Bu durum kaşıntı ve kızarıklığın temel mekanizmasını oluşturur.
Atopik dermatit, astım ve alerjik rinit gibi atopik hastalıklarla birlikte görülme eğilimindedir. Ailede egzama öyküsü varsa risk belirgin şekilde artar.
Bu üç mekanizmanın birleşmesi, hastalığın dönem dönem alevlenmesine neden olur.
Atopik dermatit genellikle kuru, hassas ve kaşıntılı cilt ile başlar. Alevlenme dönemlerinde:
görülebilir.
Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, atopik dermatitin bebeklerde yanak ve alın bölgesinde; çocuklarda eklem iç yüzlerinde; yetişkinlerde ise daha çok boyun, göz çevresi ve el bölgesinde belirginleştiğini vurgular.
Atopik dermatit kronik bir hastalıktır; yani tamamen yok olmaz, ancak kontrol altına alınabilir. Alevlenmeler genellikle:
gibi tetikleyicilerle ortaya çıkar.
Bilimsel çalışmalar, cilt bariyeri güçlü tutulan hastalarda alevlenme sıklığının belirgin şekilde azaldığını göstermektedir.
Atopik dermatit tanısı çoğu zaman klinik gözlemle konur. Ancak kontakt dermatit, mantar enfeksiyonu veya seboreik dermatit gibi diğer egzama türlerinden ayrım önemlidir.
Gerekli durumlarda:
tanıyı desteklemek için kullanılabilir.
Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, özellikle kronikleşmiş egzama plaklarında alerji tetikleyicisinin varlığını değerlendirmeyi önemser.
Atopik Dermatit Nasıl Tedavi Edilir?
Tedavi, hastalığın aktif dönemlerini kontrol altına almayı ve uzun vadede alevlenmeleri azaltmayı hedefler.
Bu nedenle yaklaşım çok yönlüdür:
Cildi nemlendirmek, atopik dermatitin en etkili ve bilimsel olarak kanıtlanmış yönetim yöntemlerinden biridir.
Alevlenme dönemlerinde:
kullanılır. Doğru bölgede, doğru güçte ilaç kullanımı önemlidir; bu nedenle dermatolog kontrolü gereklidir.
Son yıllarda biyolojik tedaviler, özellikle yetişkin atopik dermatit vakalarında çok başarılı sonuçlar sunmaktadır.
Kaşıntı uyku kalitesini bozduğu için antihistaminik ilaçlar veya kaşıntı azaltıcı kremler kullanılabilir.
Atopik dermatit, cilt bakımına en çok ihtiyaç duyan dermatolojik hastalıklardan biridir.
Nemli bir cilt, alerjenlerin ve irritanların içeri girmesini zorlaştırır ve alevlenme riskini belirgin şekilde azaltır.
Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, atopik dermatitli hastalara özel bakım protokolleri oluşturarak; hangi ürünlerin kullanılabileceğini, hangilerinden uzak durulması gerektiğini ve cilt bariyerinin nasıl destekleneceğini detaylı şekilde belirler.
Bu hastalığın en zorlu yönlerinden biri kaşıntı ve gece uykusuzluğudur.
Ayrıca görünür plaklar, özellikle yüz ve boyun bölgesinde olduğunda psikososyal etkiler yaratabilir.
Bu nedenle atopik dermatit tedavisi, hem fiziksel belirtileri hem de hastanın yaşam kalitesini ele alan bütüncül bir yaklaşım gerektirir.
Atopik dermatit tamamen iyileşmeyen, ancak doğru tedavi ve bakım protokolleriyle kontrol altında tutulabilen bir cilt hastalığıdır. Erken tanı, düzenli nemlendirme, tetikleyicilerden korunma ve kişiye özel dermatolojik tedaviler sayesinde şikâyetler belirgin şekilde azalır.
Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, atopik dermatitte hem cilt bariyerini güçlendiren hem de enflamasyonu azaltan bütüncül protokoller uygulayarak hastalarının yaşam kalitesini iyileştirmeyi hedefler.
“Atopik dermatit nedeniyle kızarıklık, kaşıntı veya tekrarlayan egzama plakları yaşıyorsanız; Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan’a iletişim bilgilerinden ulaşarak detaylı değerlendirme ve kişiye özel tedavi planı hakkında bilgi alabilirsiniz.”