Formu doğru ve eksiksiz bir şekilde doldurarak bizimle iletişime geçebilir, online randevu oluşturabilirsiniz*
Gül hastalığı (rozacea), yüzde tekrarlayan kızarıklık, yanma hissi, kılcal damar genişlemeleri ve zaman zaman akne benzeri kabarıklıklarla seyreden kronik bir cilt hastalığıdır. Dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen bu durum, özellikle açık tenli bireylerde daha sık görülür ve çoğu zaman mevsim değişiklikleri, stres, sıcak-soğuk temas veya bazı gıdalarla tetiklenir.
Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, rozaceayı “cilt bariyerinin hassaslaştığı, damar yapısının aşırı tepki verdiği ve yaşam kalitesini belirgin şekilde etkileyen uzun soluklu bir durum” olarak tanımlar. Dolayısıyla tedavi yalnızca semptomları bastırmak değil, ciltteki bu hassas yapıyı anlayıp uzun vadeli bir kontrol programıyla yönetmektir.
Gül Hastalığı Neden Ortaya Çıkar?
Rozaceanın kesin nedeni hâlâ araştırılmakla birlikte, son yıllardaki bilimsel yayınlar hastalığın ortaya çıkışında dört ana faktörün rol oynadığını göstermektedir:
Aile bireylerinde rozacea öyküsü bulunan kişilerde hastalığın görülme olasılığı artar.
Yüz bölgesindeki damarların normalden kolay genişlemesi, kızarıklığın temel mekanizmasını oluşturur. Sıcak duş, güneş, baharatlı yiyecekler gibi tetikleyiciler damarları genişletir ve yüzün ani kızarmasına neden olur.
Ciltte “Demodex” adı verilen akarların artışı, bazı rozacea alt tiplerinde iltihaplanmayı tetikleyebilir. Bu, güncel dermatolojik araştırmalarda önemli bir faktör olarak kabul edilmektedir.
Bariyerin zayıflaması, cildin irritanlara ve çevresel faktörlere aşırı reaksiyon vermesine yol açar.
Bu nedenle rozacea; damar, bağışıklık ve bariyer etkileşiminin bir yansıması olarak değerlendirilir.
Gül hastalığının belirtileri kişiye göre farklılık gösterebilir, ancak en sık görülen tablo yüzde tekrarlayan kızarıklık ve yanma hissidir.
Ayrıca:
gözlenebilir.
Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, özellikle akneyle karıştırılan rozacea alt tiplerinde doğru tanının tedavide belirleyici olduğunu vurgular.
Tıbbi literatürde gül hastalığı dört ana alt tipe ayrılır:
Her bir alt tip farklı tedaviler gerektirdiği için detaylı dermatolojik değerlendirme önemlidir.
Gül hastalığında tanı, çoğunlukla klinik bulguların değerlendirilmesi ile konur.
Dermoskopi, cilt altındaki damarların yapısını görmek ve akne/rozacea ayrımını netleştirmek için önemli bir araçtır.
Gerekli durumlarda:
uygulanabilir.
Rozacea Nasıl Tedavi Edilir?
Gül hastalığı tamamen ortadan kaldırılmasa da doğru tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle büyük oranda kontrol altına alınabilir.
Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, tedaviyi üç temel başlıkta ele alır:
Özellikle VBeam, Nd:YAG ve BBL lazerler, yüz kızarıklığında başarılı sonuçlar sunar.
Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, rozacea tedavisinde enerjili sistemleri kişiye özel parametrelerle uygulayarak hem kızarıklığı hem damar görünümünü belirgin şekilde hafifletir.
Bu tedavilerin kombinasyonu hastalığın kontrolünde en etkili yaklaşımdır.
Bilimsel çalışmalar, rozacea ataklarının %80’inin dış tetikleyicilerle ortaya çıktığını gösterir.
En sık tetikleyiciler:
Hastanın kendi tetikleyicilerini fark etmesi, tedavinin başarısını doğrudan etkiler.
Gül hastalığı hem estetik hem de duygusal açıdan kişiyi zorlayabilen uzun soluklu bir durumdur. Ancak erken tanı, kişiye özel medikal tedaviler ve modern lazer teknolojileri sayesinde rozacea büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.
Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, rozacea hastalarına hem tıbbi hem de bakım odaklı bütüncül bir yaklaşım sunarak kızarıklık ve hassasiyetin belirgin şekilde azalmasını hedefler.
“Rozacea belirtileri yaşıyor ve yüzünüzde sürekli kızarıklık, yanma ya da hassasiyet fark ediyorsanız; Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan’a iletişim bilgilerinden ulaşarak detaylı değerlendirme ve kişiye özel gül hastalığı tedavi seçenekleri hakkında bilgi alabilirsiniz.”