Formu doğru ve eksiksiz bir şekilde doldurarak bizimle iletişime geçebilir, online randevu oluşturabilirsiniz*
Seboreik dermatit; saçlı deri, burun kenarları, kaş arası, sakal bölgesi ve kulak çevresi gibi yağ bezlerinin yoğun olduğu alanlarda kızarıklık, kaşıntı ve kepeklenme ile seyreden kronik bir cilt hastalığıdır.
Toplumda oldukça yaygın görülmesine rağmen çoğu zaman sadece “kepek” ya da “kızarıklık” olarak hafife alınır. Oysa seboreik dermatit, cilt bariyerini etkileyen, dönemsel olarak alevlenip yatışabilen, yaşam kalitesini belirgin ölçüde etkileyen bir dermatolojik durumdur.
Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, seboreik dermatiti “cildin yağ üretimi, mikroorganizma dengesi ve bağışıklık yanıtı arasında gelişen bir uyumsuzluk” olarak tanımlayarak, hastalığı yalnızca yüzeydeki pullanmayla sınırlı görmez; altta yatan biyolojik mekanizmaların yönetilmesini hedefler.
Tıbbi literatürde seboreik dermatitin kesin nedeni tamamen bilinmese de, yapılan araştırmalar üç ana faktör üzerinde yoğunlaşmaktadır:
Son yıllarda yapılan çalışmalar, seboreik dermatitin bağışıklık sistemi aşırı duyarlılığı ile ilişkili olduğunu da göstermektedir. Bu nedenle hastalığın tedavisi yalnızca şampuan veya krem kullanımıyla sınırlı değildir; cilt bariyerinin yeniden güçlendirilmesi de sürecin önemli bir parçasıdır.
Seboreik dermatitin klinik görünümü kişiye göre değişebilir; ancak en sık karşılaşılan belirtiler:
Şikâyetler genellikle soğuk hava, stres, uykusuzluk, aşırı yağlı kozmetik ürünler, sıcak duş ve bazı saç bakım ürünleriyle artabilir. Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, alevlenmelerin özellikle mevsim geçişlerinde belirginleştiğini ve düzenli bakımın bu noktada kritik olduğunu vurgular.
Seboreik Dermatit Tanısı Nasıl Konur?
Tanı çoğunlukla klinik muayene ile konur. Ancak bazı durumlarda egzama, sedef hastalığı, mantar enfeksiyonu veya kontakt dermatit ile karışabileceği için dermoskopik inceleme yapılması tanıyı netleştirir.
Gerekli görülürse mantar kültürü veya cilt biyopsisi de tanıyı desteklemek amacıyla kullanılabilir.
Seboreik dermatit kronik bir durumdur; tamamen ortadan kaldırılması mümkün olmasa da uygun tedavi ile şikâyetler büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.
Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, tedaviyi iki ana hedefe dayandırır:
Tedavide genellikle şu yaklaşım uygulanır:
Saçlı deri için kullanılan medikal şampuanlar haftada birkaç kez önerilirken, yüz bölgesinde daha hassas ürünler seçilir. Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, her hastanın cilt tipi ve alevlenme sıklığına göre kişisel bir tedavi planı oluşturur.
Seboreik dermatit, dönem dönem iyiye giden ama zaman zaman alevlenen döngüsel bir yapıya sahiptir.
Bu nedenle tetikleyicileri bilmek hastalığın yönetiminde büyük fark yaratır.
Hastalık şu durumlarda belirginleşebilir:
Bu tetikleyicilerin azaltılması, tedavinin en az medikal ürünler kadar önemli bir parçasıdır.
Toplumda sıkça seboreik dermatit ile sedef hastalığı karıştırılır.
Sedef belirtileri daha kalın, gümüşi pullanmalarla görülür ve genellikle dirsek-diz gibi bölgeleri tutar.
Seboreik dermatit ise daha yağlı, sarımsı pullanma ile karakterizedir ve yüzde daha belirgindir.
Bu ayrım tedavi için kritik olduğu için Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, muayenede dermoskopik incelemeyi mutlaka önerir.
Seboreik dermatit rahatsız edici görünümü ve zaman zaman artan kaşıntısıyla kişinin günlük yaşamını etkileyebilir. Ancak uygun tedavi, düzenli bakım ve tetikleyicilerden uzak durma ile cilt uzun süre dengede tutulabilir.
Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, hastalığın biyolojik mekanizmasını dikkate alarak hem medikal tedavi hem de cilt bakım protokollerini içeren bütüncül bir yaklaşım uygular.
“Seboreik dermatit nedeniyle kızarıklık, kepeklenme veya kaşıntı yaşıyorsanız; Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan’a iletişim bilgilerinden ulaşarak detaylı değerlendirme ve kişiye özel tedavi seçenekleri hakkında bilgi alabilirsiniz.”